|
|
Eski adı “akarsu , güzel bahçe ya da sırt” anlamlarına gelen “Eğin”dir. Eğin ‘in tarihi çok eskilere dayanır. İlk kurucularının Sümerler olduğu söylenir. Timür istilasından sonra , Çelebi Sultan Mehmet döneminde ; Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılarak uzun süre Sivas eyaletinin Arapgir livasına bağlı bir kaza olarak yönetildi. 19. yy ‘ın ilk yarısında Harput ‘ a , 1878 ‘ de de Mamuretülaziz (Elazığ) vilayetine bağlanan Eğin , Arapgir ‘e 60 kilometrelik bir yolla bağlıydı.
19. yüzyıl sonlarında Eğin’in nüfusu 36.000 kadardı. Nüfusun Müslüman halkı , toprak ve sürülerin gelirleriyle geçinirlerdi. Azınlık ise , sanayi ve ticaretle uğraşırdı. Şehirde ince pamuklu bezler , ipekli dokumalar, yazmalar imal edilirdi. 19. yüzyıldan itibaren oldukça gelişen Eğin’de , çok süslü ve görkemli binalar yapılmıştı. Türkiye Cumhuriyeti ‘ nin kuruluşundan sonra , Mustafa Kemal Paşa’nın “ Eğinliler siz kemale ermiş insanlarsınız , bundan sonra burası Kemaliye olsun.” Sözüne izafeten adı “Kemaliye” ye çevrilen Eğin, önce Elazığ’a sonra da Malatya’ya bağlı iken , 11.05.1938 tarihinden itibaren Erzincan iline bağlı bir ilçe durumuna getirildi. Kemaliye ilçesi , muhtelif tarihlerde büyük doğal afetlerle karşılaşmıştır. 1886 yılında oluşan sel sularının , Kadıgölü’nün kaynağını tıkaması yüzünden , kentin suların istilasına uğramasıyla çok fazla hasar görmesi , 1907 ve 1926 yangınlarıyla , 30 Ekim 1987 ‘de 130 dükkanın tamamen yanmasını doğuran büyük yangın bu afetlerin en önemlileridir. Halk edebiyatımızla özlem ve duygu dolu , lirik türkü ve manilerin kaynağı olan ilçemizin ne yazık ki her geçen gün azalış göstermektedir. |
Kaynak ; Gurbet Gazetesi , Ekim 1990 sayısı
Link (Web Kaynağı); http://www.agilkoyu.net
Haber bültenimize üye olup yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.
Tüm Hakları Saklıdır.